
SOSYALLEŞME
İnsan sosyal bir varlıktır. Tek başına yaşayamaz Yaradılış itibariyle farklı özelliklerde hayat sürmektedir. Var oluş tarihi boyunca insanoğlunun biri diğerinin farklı meziyetlerine ilgi göstermiş ve ondan yaralanma ihtiyacı hissetmiştir.
Hiçbir insan tek başına mükemmel bir kişiliğe sahip olamamıştır. Az veya çok hatalarla yaşamıştır. “Hatasız kul olamaz” deyimi bir atasözü haline gelmiştir İnsan hatalarını en aza indirdiği oranda toplumda değer kazanır. Sevilen ve imrenilen bir kişiliğe sahip olur. İlk insandan günümüze kadar bir iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, hak –batıl mücadelesi günümüze kadar kesintisiz olarak gelmiş ve gelecekte de devam edecektir.
İnsanlığın her döneminde bazı insanlar yaşadığı toplumun iyi, doğru ve güzel olarak kabul edilen değerlerini benimsemiş, onları bir yaşam tarzı kabul etmiş ve bu değerleri yaşadığı çevreye hâkim kılma mücadelesi vermiştir. Bu tip insanlar hayatta iken ve öldükten sonra hep sevgi ve rahmetle anılmışlardır. Bunun yanında bir kısım insanlar iyilerin tam tersini seçerek nefret ve lanetle anılmışlardır.
21. yüz yıl toplumlarının teknoloji ve refah düzeyi geliştikçe “olmazsa olmazı” olan sosyalleşmeden uzaklaştıkları gözlenmektedir. Bu durum öyle vahim bir hal almıştır ki, aynı mahallede, aynı sokakta ve hatta aynı çatı altında yaşayan çoğu insanlar uzun süre birbirleriyle karşılaştıklarında sadece bakışmakta ve böylece de birbirlerini tanımamaktırlar. Oraya gelemeyen insanlar ise birbirlerinin sorunlarından bihaber yaşarlar. Bu durum beraberinde, sosyal bir varlık olan insanın fıtratına yakışmayan çeşitli olumsuzluklar getirmektedir.
Maddi yönden gelişen ancak sosyalleşmeden uzaklaşan çağdaş toplumun yüz karası sayılan problemler ortaya çıkmaktadır. Aşırı yemek ve içmekten bir tosun gibi semiren ve obezit olanlar var. Sonra en az yiyip içtiği kadar masraflar edip bu defa zayıflamaya çalışırlar. Açlıktan bitap düşüp ayakta zor duran, çöplerde yiyecek bir şeyler arayan, öldüğünde kimsesizlikten ve ilgisizlikten dolayı cesedi günlerce evde bekleyip ancak kokunca farkına varılan insan manzaraları az değildir.
Her devirde mutlaka iyiyi, doğruyu, güzeli benimseyen ve bu meziyetlere insanları teşvik eden bir topluluk bulunmalıdır. Bu topluluğun yetersiz olduğu ve olmadığı toplumlar felaketlere mahkûm olmuşlardır. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.
Selahattin ÇELİK (Emekli Öğretmen)
06.02.2007
Yazar ve yazı içeriği hakkında yorum yazmak için aşağıdaki linki tıklayın.
http://www.forum.gokdere.org/konuk-yazarlar