
SORUNUN CÖZÜMÜNDE ROL ALMAYANLAR, PROBLEMİN BİR PARCASİ HALİNE GELİRLER"
Bazen diyorum bu köyde ne yapsak da insanlarımızın üzerinde ki o ölü toprağı atsak, ya da bu mümkün mü diye?
Bu köyden gidenler bir daha nasıl geri gelirler?
Bu gidişlerin bir dönüşü olacak mı, köyü bir daha Ardurek'lilere sevdirmek mümkün müdür?
Ardurek'liler köklerine geri dönerler mi, bunun gerçekleşmesi için nasıl bir hitap şekli gerekiyor?
İnsanlar geri dönüş için nasıl bir ortam istiyorlar, buna nasıl motive olurlar?
Sorular, ardı arkası kesilmeyen sorular. Durum gerçekten çok ciddi, bu dağınıklık insanı endişeye düşürüyor. Değerlerimize neden bu kadar yabancılaşıyoruz? Neden hiç bir çabaya anlam ver(e)miyoruz?
Eksiklik nereden kaynaklanıyor, bizden mi yoksa köyden mi?
Bu kaçışların sebebini hiç düşünüyor muyuz, Gidip de gelmeyenler siz neyi düşünüyorsunuz?
Yoksa sizin bu köyde değer verecek hiç bir şeyiniz kalmadı mı?
Demin Şahabettin'in bir yazısını okudum, yazının başlığı „İnsanları Anlamak" tir. Durumu çok güzel ifade etmiş, anlaşılmayan bir tarafı yok. Köy için bir sorunluluk taşıyor ve bir şeyler yapıyor, bunun pratik adımları da var ama kitle desteğinden yoksun bir durum söz konusudur. Ve sonuçta çalışmalarda da bir sıçrama yaşanmıyor.
Ardurekliler'de genel mantık şudur „ köy eşek kuyruğu misali ne uzar nede kısalır" (Zazaki: Do bueçe herra, ne bena derg-ı niyez bena kılm). Bu sözü en çok kullananlardan biride benim babamdır (Mehemıd Xid). Bu hazır, bir şey yapmak istemeyen kolaycı kişilerin yaklaşımıdır. Bir keresinde hiç unutman „Suef Celil" bana sunu sormuştu siz Almanya da nasıl çalışıyorsunuz? Apo, (bazende Xalo derdim) bizim orda yaptığımız isi burada yapsak bu dağları tasları dümdüz eder çıkarız dedim. Evet, gerçekten fazla değil günde 8 saat düzenli olarak çalışırsak köyün dağlarını taslarını düz eder ve kocaman ovalar yaratırız.
Durum biraz derinliğine incelendiğinde üç aşağı beş yukarı köyde herkes gencinden tutun yaşlısına kadar yaklaşım eşek örneğinde olduğu gibidir. Bu yanlış bir bakış açısıdır, gelişmenin olmadığı yerde gerileme olur. Bu aslında egemen güçlerin bir politikasıdır kürde dayatılıyor. Bunu şöyle de okuya biliriz, buralardan bir şey çıkmaz, buradan çekin gidin demeye getiriyorlar! Bizde şimdiye kadar buna harfiyen uymuşuz. Bu efendilere şu soruyu sormak lazım; madem benim köyüm, yerim, yurdum ve dağlarım bu kadar değersiz ise sen neden terk etmiyorsun? Burada biraz uyanık ve politik olmak durumundayız. Bu tür yaklaşımları ve oyunları boşa çıkarma görevimizin olduğunu da unutmayalım. Kimsenin bizim üzerimizden oyun oynamasına da asla izin vermeyelim. Biri bizi yerimizden göçertmek istiyorsa inadına oraya daha çok sahip çıkalım, birisi bizi asimle etmek istiyorsa onun inadına daha çok kimliğimize örf ve adetlerimize sahip çıkalım, eğer birisi dilimizi kimliğimizi aşağılıyorsa inadına bu değerler uğruna yasadığımızı onlara his ettirelim. Eşek örneğine geri dönersek, yaklaşım eşekçe olunca köyde elle tutulacak bir çaba ve değerde ortaya çıkmaz. Bilet parasını bulan ardına bakmadan köyden kaçar. Durum böyle olunca doğal olarak kimse tarihi ve geçmişi ile ilgilenmez, hele kültür dil ve benzeri değerler de pek sahiplenilmez. Bunlar insanlara anlamsız ve boş şeyler olarak gelirler. Bunun için diyorum ki İnsanları anlamak yerine onları çözmek lazım.
Şuanda köyde dışa bağımlı bir durum var. Yatırım sıfır, eskiden çiftçilik yapılırdı, hayvancılık yapılırdı, tütün ekilirdi bunlardan elde edilen gelir ile kışlık yiyecek, giyecek temin edilirdi. Lojistik sorunlar bu yoldan hal edilirdi. Şu anda köyde dışa bağımlı bir durum var. Yoksa bu kadar köklü bir köy, su sorunu olmayan bir köyde çok farklı bir yerde olunmalıydı. Köyde büyük bir potansiyel var insan kaynaklı bir sorun yok. Daha farklı düşünüldüğünde köyde yetişen meyveler iki tane Meyve Fabrikasına yeter. Ama bunlar bir türlü değerlendirilip insanların hizmetine sokulamıyor. Ve sonuçta köy göç alacak yerde göç veriyor. Ben buradan iddia ediyorum; Ardurekliler güçlerini birleştirip bir Meyve Fabrikasını kursalar orası on tane Almanya eder. Almanya da şu anda hele vasıfsız isçiler karin tokluğuna çalışıyorlar, bir nevi köleliktir.
5000 Arddurekliden bahis ediliyor bunların ayda 5 lira vermeleri köye büyük bir maddi kaynak sağlar. Buda hiç kimseyi zorlamaz ve bu yıllık 300.000 TL ye denk geliyor. Köy bununla kendi bütçesine kavuşur. Ve artık Ankara ya da devlet kapılarından çözüm bekleme yerine kendi sorunlarımızı kendimiz hal etmeyi öğreniriz. Devlet yapsaydı 90 yıldır yapardı! Bu para ile yılda bir Proje hayat bulur, köyün bir eksiği giderilir. Yollar yapılır, yoksullara, öğrencilere bu şekilde yardım edilir. Bu şekilde bir dayanışma çok kısa bir sure içinde köyün birçok sorununu çözer. Dünyanın her tarafında toplumsal sorunlar bu şekilde hal ediliyor.
Arddurekın sorunları simdi çözülmezse ilerde daha da ağırlaşır, o zaman çözüm daha da zorlaşır. Çünkü köyde bilet parasını bulan ardına bakmadan kaçmıştır ve bu sorunlar devam ederse köyde kimse kalmaz. Bunun için köyü bir çekim merkezi haline getirmek lazım. Bu gençlere is alanları açmak ile olur, Sosyal tesisler ile olur, Spor sahaları ile olur. Köyde modernleşme adı altında yeniden yapılanma ile olur, Ağaçlandırma ile olur. Benim bildiğim birçok Ardurekli inşaat Firması var bunlar ne yapıyorlar? Neden köyde bir iki tane model ev yapmıyorlar, insanın akli duruyor. Yapın modern evler bakin nasıl âlici bulur, hem de tahminlerinizin üzerinde talep olur.
Aydınlarımız, ileri gelenlerimiz bu konuda biraz daha cesur olsunlar. "Etrafını aydınlatmayan mum bir ise yaramaz" olduğunu bilsinler. Benim gibi zavallı biri ve yurt dışından bunları fark edip dile getiriyorsa, kendini aydın, ilerici, entelektüel görenler elerini vicdanlarına koysunlar. Yarın öbür gün bu dünyadan göçüp gittiğinizde en fazla iki sene sonra unutulursunuz en yakınınız bile sizi hatırlayıp sahiplenmez.
Bu gerçekler ışığında özelikle yaslılarımız kültürel ve tarihi boyutu ile bildiklerini anlatsınlar, onları sır olmaktan çıkarsınlar. İlerde köy hakkında okuyabileceğimiz yazılı bir eser ortaya çıksın. Kültürel değerlerimiz kayıp olmasın. Bu topluma bir eser bırakırsanız yüz yıl sonra hata bin yıl sonra da anılırsınız. Bu çerçevede ben Dernekten bir ricada bulunmak istiyorum, madem bu işe başladınız o zaman devamını getirin. Şuanda belki fazla destek almaya bilirsiniz ama bu sürekli böyle olacağı anlamına gelmez. Her şeyden önemlisi kendi gelir kaynaklarınızı da yaratmalısınız. Örneğin Siteye gelen Yazılardan, Fotoğraflardan bir Ardurek Katalogu oluşturmak mümkündür. Siteye gelen yazılar değerlendirmeler, resimleri yazılı bir esere dönüştürmek ve kalıcı hale getirmek çok zor olmamalıdır. Katalog her Gökdereliye beli bir bağış karşılığında verilir. Bu hem Derneğe hem de Köye gelir kaynağı olur, ancak bu şekilde maddi sorunlar asılır.
Son olarak daha güzel ve Modern bir Ardurek için bütün Gökderelieri sorunlu davranmaya davet ediyorum. Özellikler Avrupadakiler neden bizim Avrupa sosyal yârdim fonu için bir değerlendirme yazmıyorlar? Çok tuhaf bir durum bu proje köyün kaderini değiştirecek bir projedir, bunu sahiplenin. Köydeki sorunlar hepimizin sorunlarıdır, bir kişinin boynuna atıp o kişiyi de boğmayalım. Sorunlara çözüm gücü olmalıyız, destek sunmalıyız. Kimin elinden ne geliyorsa Arddurek için yapmalıdır ve su gerçeği unutmayalım "Sorunun çözümünde rol almayanlar problemin bir parçası haline gelirler".
Son olarak önümüzdeki yaz özellikle gençler Ardurek'de buluşalım. Murat'a balık tutalım suyunda yüzelim, Qeşede turnuvalar düzenleyip top oynayalım. Qosipe ye karşı halaya duralım. Bunlar çok mu lüks şeyler? Hayır, bunlar lüks şeyler değil, bunlar özlem duyduğumuz şeylerdir. Yeryüzünde hiç bir ulus Kürtler kadar kendi ülkesinde doyasıya gülmeyi, eğlenmeyi, tanıdıkları ile buluşup onlarla güzel zaman geçirmeyi hak etmemiştir. Bunun için sizi şimdiden Ardureke davet ediyoruz, gelin gözlerinizle görün Ardurek ne kadar güzel ve ne kadar yaşanılacak bir köydür.
Sami Kilicaslan
Vechta, 26 Ekim 2009
Yazar ve yazı içeriği hakkında yorum yazmak için aşağıdaki linki tıklayın.